
Ergenekon Terör Örgütü iddianamesinin ek klasörlerinde yer alan belgelerdeki şok iddialar bitmiyor. Delil belgelerinde geçen bir iddia da şöyle: “Koç, Sabancı suikastından haberdardı ancak haber vermedi. Koç, Fehriye Erdal’ı adasında sakladı.” Ergenekon sanıkları ile ilişki içinde olduğu ortaya çıkan Koç’lar, sanıklara da sahip çıkmıştı.
“ÇATLI İLE CIA’Cİ SUBAYLAR ORGANİZE ETTİ”
İşçi Partisi’nde yapılan aramalarda ortaya çıkan ve Ergenekon iddianamesinin 416 numaralı delil klasöründe yer alan 10 sayfalık belgede, Özdemir Sabancı suikastını Susurluk’taki kazada ölen Abdullah Çatlı ile Özel Harp Dairesi ve Özel Kuvvetler Komutanlığı içindeki CIA’ci subayların organize ettiği iddia ediliyor. Cinayetin Dev-Sol’un üzerine kalacak şekilde düzenlendiği kaydediliyor. DHKP-C örgütünün lideri Dursun Karataş’ın para karşılığında olayı üstlendiği anlatılan belgede, Rahmi Koç’un yanı sıra eski Başbakanlar Mesut Yılmaz ile Tansu Çiller ve Çiller’in eşi Özer Çiller’in de adı sıkça geçiyor. Belgede aynen şu ifadeler geçiyor:
CİNAYETİN ASKER AYAĞINDA KİMLER VAR?
“Başta Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın adamı Hüseyin P. Hüseyin P., Karataş’a parayı bizzat götürdü, verdi. Karataş’a, Yunanistan’da Muhaberat elemanı olarak görev yapan, Atina’daki Arap Öğrenciler Birliği Başkanı olan Suriyeli ile birlikte gitti. Para Hollanda Guldeni olarak verildi. Yunanistan’dan Fransa’ya geçerek parayı verdiler. Karataş’ın parayı Gulden olarak istemesi üzerine küçük çaplı bir kriz çıktı. Türkiye’de o kadar Gulden bulunamadı. Hollanda’dan bir şirket aracılığıyla City Bank üzerinden Yunanistan’a parayı transfer ettiler. Hüseyin P. o sıra Atina’da idi.”
TETİĞİ P. ÇEKTİ
“Sabancı’ya karşı suikastın organizasyonu Abdullah Çatlı’ya verildi. Çatlı bunun yanı sıra silahları içeriye sokacak ve işi Dev Sol’cuların üzerine kalacak şekilde tertipleyecekti. Cinayet günü Çatlı ile Özel Harpçi esrarengiz yüzbaşı Hüseyin P. ve 3 adamıyla Baltalimanı’nda Oba Restoran’ta buluştular. Çay içtikten sonra arabaya binip Sabancı Center’in karşısındaki İETT garajına girdiler.
Çatlı önceden İETT garajının müdürünü ayarlamıştı. Hüseyin P. ve adamları cep telefonlarını, özel bir kanaldan haberleştikleri telsizleri arabada bırakıp binaya girdiler. Tetiği Hüseyin P. çekti. Suikastı gerçekleştirdikten sonra garaja tekrar gelen 5 kişi, Sarıyer’e araçla gittikten sonra dağıldı.”
ÇİLLER KİMİN YAPTIĞINI BİLİYOR
“Çiller’in ve kocasının cinayetten haberi vardı. Ya onlar istedi ya da göz yumdular. Sabancı suikastının amacını ve çok ayrıntılı olmasa da kimin yaptığını biliyor.”
“SABANCI ÇİLLER’İ REDDETTİ”
“Sabancı, silah fabrikası kurup orduya mal satmak için hazırlık yapıyordu. Koç’a bu alanda da rakip olmak için. Özer Çiller, Sabancı’ya ortak olma önerisi götürdü. İsrail patentiyle yapmayı teklif etti. Montajı Türkiye’de olacaktı. Sabancı, Özer Çiller’in bu kadar güçlenmesinin kendini rahatsız edeceğini gördü ve istemedi. Mesut Yılmaz da Sabancı’nın Çiller’le ortak olmasını istemedi. Sabancı, Çiller’in bu teklifine karşı durdu ve ANAP’la birlikte davrandı. Işın Çelebi’yi yönetime aldı.”
RAHMİ KOÇ’UN ERGENEKON İLİŞKİSİ
İddianamede Rahmi Koç’un isminin geçtiği de biliniyor. İddianamede, Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç’un Ergenekon Terör Örgütü üyeleriyle yaptığı görüşmeler yer alıyor. Rahmi Koç, Ergenekon tutuklusu emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile buluşmak istemiş, Ergenekon zanlısı Cumhuriyet gazetesi İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk’la holding binasında görüşmüş.
KOÇ’UN ERGENEKON TAVRI
Koç Holding yetkililerinin Ergenekon sanıklarına sahip çıkmış olmaları da dikkat çekiyor. Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan ATO Başkanı Sinan Aygün’ü, Yönetim Kurulu Üyesi İnan Kıraç da İlhan Selçuk’u serbest bırakılır bırakılmaz ziyaret ederek, soruşturmaya karşı bir duruş sergilemişti. Koç’un bu tavrı kamuoyunda büyük tepki toplamıştı.
“KOÇ, FEHRİYE ERDAL’I ADASINDA SAKLADI”
“Rahmi Koç’un Sabancı suikastınden haberi var. Haber vermedi. Çatlı, Fehriye ve diğer iki kişinin saklanması için Koç’un adasını kullandı. Çünkü Koç’un adasına polis de asker de operasyon yapamaz. Koç, Çatlı’nın burayı kullandığını biliyor. Ada Marmara’da. Rahmi Koç’un izni olmadan kimse giremez. Adaya rıhtım yapanlar bile malikanenin olduğu bölgeye sokulmuyor. Tel örgüyle çevrilmiş bir alanın içinden dışına çıkamıyorlar. Koç, bildirmedi, çünkü ÖKK’nın operasyonu olduğunu öğrendi.”
Kenan Ersözlü

5 Yorumlar
12 Ağustos 2008, 8:24 üzerinde
[...] ile ilişki içinde olduğu ortaya çıkan Koç’lar, sanıklara da sahip çıkmıştı. RAHMİ KOÇ’UN ERGENEKON İLİŞKİSİ DEVAM ETMEK İÇİN TIKLAYIN Tag’layan:Abdullah Çatlı, Özdemir Sabancı, DHKP-C, Dursun Karataş, Rahmi Koç « [...]
15 Kasım 2008, 13:08 üzerinde
ne kadar haysiyetsiz adamlarsınız ben siziin gibi yobaz insanlar görmedim
14 Ocak 2009, 12:17 üzerinde
keşke biraz daha büyük olsam ileride siyasetçi olmak istiyorum.ülkedeki sorunlar oldukça köklü ve derinden…ülkenin durumu hiç iyiye gitmiyor. 40 yıldır var olan mikroplar ülke içinde ilk meyvelerini verdiler.
22 Şubat 2009, 4:15 üzerinde
Yurdumun Değerli insanları , izniniz olursa sizlere Sabancı suikastı ile ilgili anlamaya çalıştığım bazı bilgileri vermek
istiyorum. Bu bilgileri vermemdeki amaç Sabancı Suikastine Üzüldüğüm ve Neden benim ülkeme böyle oyunlar oynanıyor
düşüncesinin kalbime verdiği tahribattandır. Düşmanını bilmeyen yenilmeye mahkumdur . o yüzden düşmanımız kimdir ? Bunu iyi
bilmek gerekiyor. Şimdi gelelim sözün özüne : Dünyada her ülkenin kendine özgü ticaret malları vardır. Mesela Türkiye halı ve
tekstil konusunda ünlüdür. Diğer taraftan Almanya ya bakarsanız bunların da Otomotiv konusunda ünlü olduklarını ve bir çok
otomobil markasının Almanlara ait olduğunu görürsünüz. İyi güzel de kardeşim bunların ne alakası var sabancı suikastiyle ?
diye bir soru sorsanız hepinize gülerim…. Düşününki otomotivde liderliği oynayan Almanlar , aynı zamanda geniş bir pazar
ağına da sahiptirler. Mücadele ettikleri ülkeler ise bellidir. Kanımca Japon Toyota Firmasıda bunlardan biridir. Avrupa ,
Asya , Ortadoğu , Afrika, Rusya … böyle bir coğrafyayı ele aldığınızda ne kadar büyük bir pazar olduğunu anlamışsınızdır.
burada anlatmak istediğim şu ki Almanlar bu pazarları Toyota ya kaptırmak asla istemezler. Hele hele Toyotanın Türkiyeye
gelip burada yatırım yapmasını veya Türkiyeden birilerinin Toyotayı buraya davet etmesinin veya Toyotayı satın alıp
faaliyetlerini Türkiyede sürdürmesini HİÇ KABUL ETMEZLER …!!!Bunu sadece almanlar mı istemezler ? Hayır Avrupalı tüm
otomotiv firmaları bunu istemez… Hatta Amerikalılar bile … Dolayısıyla Rahmetli Özdemir Sabancının Toyota yatırımlarını
Türkiyeye Getirmek istemesi Dış güçlerin moralini bozmuş olacaktır ki , bir takım HAİN PLANLAR yapmaya yönelmiş
olabilirler… Gelelim Almanya konusuna : Alman Devletinin kendi çıkarları uğruna bazı vakıf ve derneklere para
aktardıklarını TV veya yazılı basından duymuşsunuzdur. Bu Alman Vakıf ve Dernekleridir. Peki Alman Hükümeti bu vakıf ve
derneklerini niçin çıkar savaşlarında kullanıyor ? Amaç Şudur : Pazarlarımızı ele geçirenleri ortadan kaldırın , Bizimle
rekabete girenleri yok edin, Sanayi ve ticaretimizin önünde engel bırakmayın ! , Buna cesaret edenleri caydırın ,
cezalandırın veya ortadan kaldırın. ……. İşte bu amaçlarla ve daha nice bilinmeyen amaçlarla alman hükümetinin kurduğu ve
para aktardığı bu vakıf ve dernekler, Almanyanın çıkarları uğruna Toyota yatırımlarını Türkiyeye çekmeye çalışan Rahmetli
Özdemir Sabancıyı Öldürtmeye karar vermiş olabilirler. mi acaba ??? Ama işin içinden DHKPC çıkmış kardeşim diyceksiniz ?
Evet doğrudur. Peki bu örgütü kim kurdu ? bu örgütün buroları nerelerdedir ? Alman vakıf ve dernekleri bu örgütle ilişkiye
girip bunu yaptıramazlar mı ? Hatta şu an bu suikast Ergenekon Davasına da sıçradı ? Ergenekonla Alman vakıf ve derneklerinin
ve hatta DHKPC nin ne ilişkisi var ? Bunların ilişkileri zaman zaman medyada dikkat ederseniz yeralıyor. Peki ergenekon
israil için çalışıyorsa İsrail kimin için çalışıyor (ABD) ve bu çalıştıklarıyla aralarında ne tür bir ticari ilişki var ?
Koç Holdingin İsrail için çalıştığını ise bilmeyen yok… Sabancı Suikastinde Bizatihi Koç Holdinginde Parmağı olduğu ortaya
çıkmıştır , hatta bu bazı devlet yetkilileri tarafından da dile getirilmiştir. Boynuzlu Holding Diye Bilinen bu İsrail ve
Ermeni Ortaklığı İle kurulmuş olan Lobi şirketi Türkiyede büyümek isteyen bir çok şirketi batırmış veya dış güçler
vasıtasıyla ortadan kaldırmıştır. Koç Holding Petlas Dahil olmak Üzere Türkiyede Bir çok Fabrikayı Yoketmiştir. Kısacası Bu
Boynuzlu Holding (Koç Holding) Tamamen Dış Mihraklara Hizmet eden, Onlar için Türkiyede yer açan , dış mihrakların
çıkarlarına ters düşebilecek herşeyi ortadan kaldıran zalim bir yapıya sahiptir. Tam El konulması gereken bir lobi
şirketidir. Cem Uzanın sahibi olduğu Uzan Grubu Hırsızlıklarıyla ünlüyken ve deşifre olduktan sonra TMSF tarafından
(Amerikanın da baskısıyla , çünkü ABD nin çıkarlarını baltalıyordu ve ABD yi bile dolandırmıştı ) nasıl el konulduysa aynı
şey Kartel medyanın sahibi Aydın Doğan ve Doğan Grubu için de geçerli olmalıdır… Çünkü Doğan grubu ile Koç Holdingin
çizgisi aynı çizgi… İkiside Siyonist rejime (israil) hizmet eden ve yeri geldiğinde Ermeni saflarında yeralan (bunu Dink in
cenazesinde gördük , Mustafa Koç bu törene Ermeni dinini temsil eden elbiselerle katıldı.) şirketlerdir. (Hatta Aydın Doğan
Rahmi Koçun Gayrimeşru çocuğudur şeklinde ortada dönüp dolaşan gerçeklerde vardır.) Cem uzana el koyan devlet bu gruplara da
ibreti alem olsun diye el koymalıdır. Aksi halde bunların planlarının sonu asla gelmeyecektir. Nitekim Koç Gurubu da
Türkiyede Otomobil Üretmektedir. Dolayısıyla Sabancının Çok aşırı büyümesini ve kendisine rakip olmasını , hatta pazar payını
korumak için bu sabancı suikastinde birebir yer aldığı manidardır. Hatta Sabancı Suikasti Zanlısı Fehriye Ardal Cinayetten
hemen sonra Koç Holding Tarafından Koç Holdinge Ait Bir adaya Götürülmüş ve Burada Saklanmıştır. Bu konu yazılı ve görsel
basındada yer almıştır. Özetle ; Almanya ve Onun İşbirlikçileri Sabancının Toyata yatırımını ve japon sermayesinin Türkiyeye
gelmesini ve hatta Türkiyenin bölgede otomotivde söz sahibi olacağını hazmedemediler. pazar kaybetme ve üretimde elde
edilecek kardaki payın azalabileceğinden endişeyle yine eskiden beri yaptıkları şeyi yaptılar , Kendi vakıf ve derneklerine
gerekli parayı sağladılar ve YOK ET mesajını bu vakıf ve derneklere ilettiler. Bu vakıf ve dernekler ise ülkemiz içinde
faaliyet gösteren karanlık güçlerle ilişki kurdular (DHKPC ve ERGENEKON Terör Örgütleri) ve Sabancı suikastını
gerçekleştirdiler… Allah bin türlü belalarını versin bunların… Bakın Sabancı suikastı gerçekleşmeden önce Sabancı
ailesini bu yatırımlardan caydırmak için BASKILARDA bulunulmuş olabilirler. Ama biz Türk insanıyız Cesaretliyiz ve
Tehditlere de kolay kolay boyun eymeğiz. dolayısıyla Rahmetli Özdemir Sabancı bu cesaretin ölümsüz kahramanıdır. O bir
Şehittir… Bu vatanın bekası için çalışan ve görevi başında şehit edilen bir liderdir. Aynı şekilde Sakıp Sabancı da ödünsüz
bir liderdi…Sakıp Sabancı kötü gün dostu idi. ülkemiz insanı üzüldüğünde üzülen , güldüğünde gülen bir liderdi…
Kendilerine Allahtan rahmet diliyorum….Ailelerine sabır diliyorum… Ülkemizin böyle insanlara ihtiyacı var. O yüzden
Düşmanlarımızı iyi tanımamız ve önlemimizi almamız gerekiyor. Şimdi gelin gelelim Sabancı Suikastı Zanlılarından olan Mustafa
Duyarın akıbetine : Sabancı Suikastının Tetikçisi olan Mustafa Duyarın Hapisteyken Nuriş çetesinin çıkardığı bir isyanda
öldürülmesi üzerine medyada bir çok şey yazılıp çizilmiştir. Kimilerine göre bu iş Sabancılar tarafından Nurişlere
yaptırılmıştır denildi , kimilerine göreyse devlet öldürttü denildi ? Bunların hangisi doğrudur gelin bir analiz yapalım ;
Şimdi sıkı durun , Madem ki Sabancı suikastında Ergenekonun da Parmağı var o zaman Ergenekon kendini deşifre etmemek için
bu suikastı gerçekleştiren ve hapise giren kendi tetikçisini ortadan kaldırmak isteyecektir. Dolayısıyla bu işi Nurişleri
kullanarak yaptırmış olabilirler. gerçi bu konu ilerleyen yıllarda daha net anlaşılacaktır fakat şimdiki görüşler bu yönde
devam ediyor sanırım. ki olay ergenekon davasına da yansımış durumdadır. Vermiş olduğum bu bilgiler çeşitli duyumlar ,
olaylar , medyada yeralan haberlerin iyi takibi , sonucunda ortaya çıkarılmış bir sonuç , bir düşüncedir. Devletimizin artık
bu olayı aydınlatmasını ve halkımıza anlatmasını umut ediyorum. işadamlarımıza uzanan elleri kırılsın inşallah. Madem Almanya
bize bunu yapıyor biz neden Almanyaya yapamıyoruz , biz de onlara yapalım. mesela mercedes-benzi bu ülkeden sürelim gitsin ?
olmaz mı ? Bayer İlacı ve Siemens Firmalarını Sürelim gitsin…
İzmir Bergama daki Altın Aramaları Sırasında Bergama Halkının Siyanür Sizlere ve Çevrenize Zarar veriyor Bahanesiyle Devlete
Kışkırtılmasının Ardındaki Gerçek ve Bu Olayların Alman Vakıf ve Derneklerinin Bir Tezgahı olduğunu Biliyormuydunuz ?
Medyayı iyi takip ettiğseniz İzmir – Bergamadaki Altın Madeninde siyanür kullanıldığı bunun zehirli olduğu ve çevreye zarar
verdiği gerekçesiyle köylüler hem devlete hemde altın araması yapanlara karşı eylem başlatmışlardı . evet arkadaşlar bu
köylüleri de Alman Vakıf ve Derneklerinin Köylülerden bir kaç elebaşına para vererek tüm köylüleri Kışkırttığı ortaya
çıkmıştı. Bunu ortaya çıkaran ve medyada herkese açıklayan bir aydınımız , araştırmacımız Doç Dr Necip Hablemitoğlu, 18
Aralık 2002 günü Çankaya Portakal Çiçeği Sokağı’ndaki evinin önünde öldürüldü.. Bu kahpe Alman Vakıf ve Dernekleri kimbilir
ne kadar insanımızın canına kastedecektir. Peki Alman vakıf ve dernekleri Bergama daki köylüleri neden kışkırttı sizce ???
evet arkadaşlar sorunun yanıtı çok basit , Almanya Türkiyeye yılda 2 Milyar Dolarlık Altın Satıyor…Almanya altında lider
ülke , yaklaşık 90 000 Ton Altın Stoğu var ve Dünyada 2. sırada yeralıyor (ABD:200 Bin Tonla ilk Sırada) …
Türkiye gibi
bir pazarı kaybetmek ister mi ? Sizin Altın çıkarmanızı ve işlemenizi ister mi ? Dünyada altın üretimi artınca Almanların
elindeki altının fiyatları düşer. Almanlar bunu İstemez tabi… Peki bizim İstihbaratçılarımız uyuyor mu da Almanlar bizlere
bunca kahpe oyunları oynuyor ? Devletimizin bunları açıklaması gerekiyor. Hesap verecek herkes hesabını bu millete
vermelidir. Kimsenin ahı kimseye kalmaz Allahın izniyle…. Maksadım devletimizi kötümsemek değil ama bu olanlar bizi
kalbimizden vuruyor. Bizde bu devletin bir ferdiyiz, devletimize saygımız sonsuz ve bu ülkede hiçbir insanımızın kılına dahi
zarar gelmesini istemiyoruz…. neden önlemini almıyorlar veya neden bunu yapanlara nota vermiyorlar , onları
cezalandırmıyorlar ? Aynısını onlara yapmıyorlar… Bizler böyle aval aval bakarsak ufacık israil bizi parmağında oynatır,
amerika dilediğini yapar, avrupa ise bizi maşa olarak kullanır ve gördüğünüz gibi ticaretimizi baltalar ve işadamlarımızı ,
aydınlarımızı haince katleder…
Hepinize Saygılar sunuyorum ve Değerli Tarihçimiz ve Araştırmacı Şehitimiz Necip Hablemitoğlu nun Alman vakıfları ve Bergama
Dosyası İsimli Araştırmayı http://www.neciphablemitoglu.com sitesinde bulabilirsiniz.
Hablemitoğlu’nu Almanlar Öldürdü
——————————————————————————–
Dünyanın, “Nazi Avcısı” lakabıyla tanıdığı Talip Doğan Karlıbel, suikaste kurban giden Necip Hablemitoğlu’nu Alman
istihbaratının öldürdüğünü ortaya çıkarttı.
Suikastten 3 gün önce 9 kişilik GSG 9 timi gizlice İstanbul’a geldi Hablemitoğlu’nun faili meçhul cinayete kurban gitmesinden
2 gün sonra ayrıldı
Doç Dr Necip Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002 günü Çankaya Portakal Çiçeği Sokağı’ndaki evinin önünde öldürüldü
Ruger marka silahtan çıkan iki boş kovan dışında delil bulunamadığı için Hablemitoğlu cinayeti dosyası ‘faili meçhul
cinayetler’ rafında tutuluyor
Adı ise o uzun ‘faili meçhul cinayetler’ listesinde sayılıyor…
Başbakan Erdoğan’ın “Bu ülke Hablemitoğlu cinayetini yaşamış, sonra da her şeyi örtbas etmiş bir ülkedir” dediği noktada,
uzun yıllar Almanya’da yaşamış olan ve adını ‘Nazi Acvısı’ olarak duyuran yazar Talip Doğan Karlıbel yakında piyasaya çıkacak
kitabında önemli bir iddiayı ortaya atıyor: Necip Hablemlitoğlu’nu Alman GSG 9 timleri öldürdü.
ALMANLAR’IN BAŞ DÜŞMANI
Araştırmacı yazar Talip Doğan Karlıbel’e göre Bergama ve Alman Vakıfları üzerine araştırmalar dolayısıyla Doç. Dr. Necip
Hablemioğlu Almanlar’ın öfkesinin odağında bulunuyordu. Karlıbel şöyle dedi:
“Dünyanın herhangi bir yerinde çıkarılan bir gram altın, bu cevherden büyük gelir elde eden Almanya’yı rahatsız eder.
Almanlar’ın, Bergama’da altın çıkarılmamasına yönelik sergilediği ‘çevreci’ oyun bu çalışmalarının en önemli bölümünü
oluşturuyor. Hablemitoğlu, Türkiye’deki gizli Alman faaliyetleri üzerine ciddi araştırmalar yapan önemli bir bilim insanıydı.
Hablemitoğlu’nun yaptığı bir diğer çalışma da Alman gizli servisi BND üzerineydi. Türkiye’de sürdürdükleri faaliyetlerin
boyutu ve verdikleri zararları üzerineydi. Necip Hoca, BND’nin Alman vakıfları üzerinden PKK ve birçok yıkıcı ve bölücü örgüt
ve derneklere finansal kaynak sağladığını dile getiriyordu.”
Karlıbel, Alman gizli servisi BND’nin 2002’de yayınlanan Türkiye raporunda Hablemitoğlu’nun ‘Türkiye’de baş Alman düşmanı’
olarak nitelendirildiğini ve en kısa zamanda bu tutumundan vazgeçirilmesi gerektiği ifade edildiğini savunuyor. Tarık Doğan
Karlıbel “Suikast günü bölgede ilginç gelişmeler meydana gelmiştir. GSM operatörlerinin baz istasyonlarında oluşan frekans
bozukluğu, bu ilginçliklerin başında gelmektedir. Bu tip frekans bozucu cihazları, Almanya’da faaliyet gösteren, ‘Wandel und
Goldermann’ adlı firma üretmektedir” dedi.
5 YILDA 5 KEZ GELDİLER
Cinayetten 3 gün önce BND’nin talimatıyla GSG 9 timinden 9 kişilik bir timin İstanbul’a geldiğini ve suikastten 2 gün sonra
Türkiye’den ayrıldıklarını bildiren Karlıbel, tartışılacak sözlerini şöyle tamamladı:
“Ne ilginçtir ki, bu timlerin uğradıkları her yerde birileri suikasta kurban gitmektedir. Tim, İstanbul’daki Alman
Başkonsolosluğu’nun Tarabya’daki misafirhanesinde kalmıştır. GSG 9 timleri son 5 yıl içerisinde Türkiye’ye 5 kez gelip
gitmiştir.”
Cevherin önündeki engel
Necip Hablemitoğlu, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin suç duyurusuna kaynak olan kitabında Almanya’nın altın üretimine karşı
çıkma sebebini şöyle anlatıyor:
“1998 yılı itibariyle dünyada üretilen altın miktarının 2 bin 600 ton olduğu ve rezervlerin hiç eksilmeyeceği varsayılsa,
Almanya’nın sahip olduğu altın stoku miktarına ulaşabilmek için tüm dünya ülkelerinin -hiç tüketmeksizin- yaklaşık 40 yıl
altın üretimi yapması gerekecektir. Kaldı ki, dünya altın rezervinin 43 bin tondan ibaret olması, Almanya’nın bu alanda
rakipsizliğini ortaya koymaktadır. Alman altın stokunun kaynağı ortadayken, bu ülke, büyük bir onursuzlukla ve
vurdumduymazlıkla, altın ticareti üzerinden böylece çok büyük kazançlar sağlamaktadır. Hamman’ın dediği gibi, altın üretimi
demek, arz-talep dengelerinin altüst olması ve fiyatların düşmesi demektir. Fiyatların düşmesi, Almanya’nın zararına,
yükselmesi ise yararınadır. Şu halde Almanya’nın çıkarı, altın üretimini dünyanın her yerinde engellemektir. Ancak
Almanya’nın, gücünün yetmeyeceği, ABD, Kanada, Avustralya, Güney Afrika gibi büyük altın üreticisi ülkelere ya da küçük
ölçekli altın üreticisi İtalya, Fransa, İspanya, hatta Yunanistan gibi AB üyesi ve İsveç, Finlandiya gibi Avrupa ülkelerini
engellemesi, kesinlikle sözkonusu değildir. İşte, ulusal çıkarlarının hesabında, ekonomik ve siyasal dengeleri gözeten
Almanya, altın üretiminin artmaması yolunda, ‘diş geçirebileceği’ dört ülkeyi gözüne kestirmiştir: Türkiye, Peru, Gana ve
Hindistan.”
Mogadişu baskını
Münih Olimpiyatları’nda İsrailli sporculara yönelik kurtarma operasyonunda yaşanan fiyaskonun ardından kurulan antiterör
timi, 1977’de Mogadişu’ya yapılan baskınla kendini kanıtladı. RAF üyelerini cezaevinden kurtarmak amacıyla Lufthansa uçağının
kaçırılması üzerine GSG 9 komandoları Mogadişu Havaalanı’na baskın düzenledi. Lufthansa uçağı birkaç saniye içinde
kurtarıldı, korsanlar öldürüldü.
Kasadaki altının kaynağı ne?
Dünyada altına hükmeden iki ülke var. ABD ve Almanya… Amerika 200 bin ton, Almanya 90 bin ton rezerve sahip. Altın
üretiminde ABD, Kanada, Avustralya, Güney Afrika ön sırada yer alıyor. Liste birincisi ABD üretiyor, fakat Almanya üretmiyor.
“İyi de, nereden geliyor bu altın?” sorusunu, suikast kurbanı Dr. Necip Hablemitoğlu, “Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası”
adlı kitabının 62 ve 63’üncü sayfasında şöyle anlatıyor:
“Bugün Almanya’nın 90 bin ton altın stoku bulunuyor. Almanya’nın İmparatorluk dönemine ait altın stokları, l. Dünya Savaşı
sonunda ‘harp tamiratı borcu’ kapsamında itilaf devletleri tarafından paylaşılmıştır, bir başka ifadeyle sıfırlanmıştır. Bu
nedenle, bugünkü stokun kaynağını Hitler döneminde aramak gerekir. Nazi Almanyası, ll. Dünya Şavaşı döneminde işgal ettiği
tüm ülkelerin altın stoklarına el koyarken, milyonlarca savaş esiri işçinin yanı sıra, öldürülmek üzere fırınlara ve toplama
kamplarına yollanan milyonlarca Yahudi’nin sahip olduğu tüm ziynet eşyalarını- altın dişleri dahilgasp etmiştir. Kısaca,
Almanya’nın övündüğü bu altın stokunda kan, gözyaşı, acı ölüm, bir başka ifadeyle milyonlarca insanın ahı vardır.”
23 Ekim 2009, 23:33 üzerinde
benim açık yorumum şu bu rahmi koç denen vatan haini ergonokon örgütünü iş bitirici olarak kullanmış ve sabancı cinayetini yöneten kişidir o suikast sadece fehriye erdalın üstüne yıkılmak istemiştir ama asıl suçlu rahmi koçtur rekabeti sevmiyor kesesini fazla para girsin istiyor nede olsa vehbi koçun çocukları